blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.16.2020

Hiç Sanmıyorum...


  • Okumaya başlamadan önce sizden bir ricam var. The Cranberries'ten Dying In The Sun parçasını açar mısınız? 

Yine anlamsız, kocaman, uçsuz bucaksız ve dipsiz bir zihinle günün ağarmasını bekliyorum. Doğan güneşin yeni umutları heyecanları da beraberinde getirmesini bekliyorum. Pek tabii öyle bir şey olmayacak. Bunun bilincindeyim. Sanki bir idam mahkumuyum. Hakkımda infaz kararı verilmiş. Tarih kesinleşmemiş. Karar kesin olsa bile bir umutla idam kararının askıya alınmasını bekliyorum. Benim suçum ne biliyor musunuz? Dünyaya gelmek. Nefes alamıyorum. Nefes almaya çalıştığım her sefer biraz daha boğuluyorum.
Bu gün bir kabulleniş ritüeli gerçekleşti zihnimde. Şu zamana kadar hep hayatımın bir anlamı olduğunu düşündüm. Çok iyi yapabildiğim bir şey var onu bulacağım ve kendimi ulaşabileceğim maksimum seviyeye ulaşana kadar geliştirip varoluş amacımı gerçekleştireceğim böylelikle mutlak huzura da erişmiş olacağım yalanı ile kandırıp durdum. Artık biliyorum. İcra etmekten zevk aldığım ve aynı zamanda beni maddi olarak sınırda da olsa yaşatabilecek hiçbir şey yok. Bir yeteneğim de yok. Artık bir beklentim de yok. Kendimi sanki bir binanın 15. katından aşağıya bırakıyormuşçasına bırakıyorum hayata. Eğer zemine ulaştığımda hala sağ kalmış olursam hayatımın eskisi gibi olmayacağını umuyorum. Acaba 15. kattan aşağıya süzülüp hayatta kalan kimse var mıdır? Araştıracağım. 
Eskiden, zaman zaman içimdeki kor alevleniyordu . Bu alev bana direnç ve güç veriyordu ancak artık kış geldi ve sanki içimdeki her şey inanılmaz bir şekilde dondu. Donukluk hissi hiç bir işe yaramadığı gibi bir de zihnimi yiyip bitiriyor. Birisi yardım eli uzatabilir mi bana? Çekip çıkarabilir mi beni bu bataklıktan? 

                       Hiç Sanmıyorum...

10.31.2019

Kitapları Yakmaktan Daha Büyük Bir Suç Varsa O da Onları Okumamaktır

       
      Sözcüklerin gücünün farkına vardığımdan beri kendimi tanıyamamaya başlamıştım. Doğru yer ve zamanda kullanmış tek bir cümle bir insanın hayatında öylesine bir fark yaratabilir ki bunu benim aklım zor alıyor. Bu Kısa ve öz  ama etkili cümleleri kurabilmenin yolu ise pek tabii kitap okuma alışkanlığından geçiyor.
Toplum olarak kitap okuma veya makale inceleme alışkanlığımız pek yok. Şimdi  biraz klasik olacak ama ülkemizdeki kahvehane ve kütüphane miktarlarından bahsedelim.
Türkiye’de bin 118 kütüphaneye karşılık, 700 bin kahvehane bulunuyor.Günlük ortalama 6 saat televizyon izliyoruz, 3 saate yakın internete giriyoruz ve ortalama 1 dakika kitap okuyoruz .Rakamlar şaka gibi geliyor bana ki ben çoğu insanın günde 1 dakika bile kitap okumadığına emin olmuş vaziyetteyim.
 
       
        Kitap okumak birden çok hayatı tek bir yaşamda tecrübe edebilmemize olanak sağlamasının yanı sıra bu tecrübeleri kendi hayatımıza yansıtıp hayatımızı istediğimiz yöne çekebilme gücünü de bizlere verir. Şimdi böyle konuşuyorum ama siz anlamayın ki bir haftada 10 kitap okuyayım kendimi geliştireyim sonra bir daha okumam!!! Zaten kitap okumayı hayatına işlememiş insan bir haftada 10 kitap okuyamaz.Okuduğunu sanabilir.  Ben burada kitap okumayı bir külfet olmaktan çıkartmaktan bahsediyorum. Zaten bence kitap okumayı sevmeyen insan yoktur. Sadece ilgi alanını keşfedip okuma alışkanlığı   kazanamamış  insan vardır. İlgi alanını keşfedip okumaya başlayan bir insanın bu okumanın devamını getirememesine olanak veremiyorum . Düşünsenize maddi durumu iyi olmayan bir ailede doğmuş bir çocuk zengin yaşamı kitaplar sayesinde tecrübe edebilir. Ya da     siyasi bir görüş hakkında , dini alanlarda , şu an nesli tükenmiş hayvanlar hakkında ve daha sayamayacağımız konuda kendimizi geliştirip bilgi edinmemize olanak verir kitaplar.



Kitaplar hakkında bu kadar kelam ettikten sonra buraya birkaç kitap önerisi bırakmak istiyorum
  - Felsefi kitapları sevenler için --> Jostein Gaarder->Sofi'nin Dünyası
-Melankolik kitapları sevenler için -->(ben tam bir melankolizmsever olduğum için seçmekte çok zorlanıyorum) Sylvia Plath --> "Sırça fanus" , Aslı Erdoğan-> "Mucizevi Mandarin"
Polisiye sevenler için --> Ahmet Ümit başlangıç için güzel bir seçenek olabilir.
Shakespeare -->, Tiyatral ve şiirsel kitapları sevmesenizde mutlaka en  azından" Hamlet "ve "Romeo ve Juliet"'i okumalısınız
Kişisel gelişim için --> Ahmet Şerif İzgören kesinlikle önerimdir.

Şimdilik benim aklıma gelenler bu kadar. Okumak ve daha çok okumak dileğiyle...